Kategori: Ülkenin Ekonomik Havası

Kredi Borcu Yapılandırmada Bankalar Ne Kadar Faiz İstiyor?

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tüketici ve kredi kartı borçları için vatandaşlar hafta başından itibaren banka şubelerine akın etmeye başladı. Bankalar borç yapılandırma için faizin yüzde 1.20 ile 1.50 arasında olmasını öngörürken tüketiciler sistemi anlamaya çalışıyor.

Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklaması ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yayınladığı yönetmelikle resmen başlayan kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarının 72 aya kadar yapılandırılması heyecanla karşılandı. Ancak kredi kartında gelirini aşmış borç bakiyesini daha düşük aylık taksitlerle ödeyip rahatlamayı isteyen vatandaş, banka şubelerindeki ilk günleri yapılandırmanın koşullarını anlamaya çalışarak geçirdi.

Bankalar cephesinde ise, yapılandırmanın şartlarının nasıl şekilleneceğine henüz karar verilmiş değil. Bankalar şimdilik 48 ay vadeli kredi kullandırmaya başladı. Ancak yapılandırma konusunda çoğu banka şubelerine hangi faizden ve hangi kriterlere uyan müşterilerin bundan yararlanabileceği konusunda herhangi bir bildirimde bulunmadı.

Yüzde 2.52’den Düşük Olur

Bankacılar yapılandırma konusunda özellikle asgari ödeme tutarı yüksek olduğu için ödemekte zorluk çeken vatandaşların telefonla arayıp yapılandırma şartlarını sorduğunu belirterek, “İlgi var ama insanlar şimdilik durumu anlamaya çalışıyor. Önümüzdeki günlerde genel tablo daha net ortaya çıkar” yorumunu yaptı. Vatandaşın ise daha çok faiz oranı ve borç transferinin mümkün olup olmadığını sorduğunu belirten bankacılar getirilen düzenlemenin başarılı olması için faizin kredi kartı gecikme faizi olan yüzde 2.52’den daha düşük olması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde müşterilerin ihtiyaç kredilerine yönelebileceği belirtiliyor.

BDDK’nın son düzenlemesinde bankaların izlemeye alınan ve takipteki alacakları için ayırdığı karşılık oranlarını düşürdüğünü, bunun da bankaların maliyetlerini olumlu etkilediğine işaret eden bankacılar, “BDDK’nın son yönetmeliği ile karşılık oranlarında belli bir düşüş sağlandı. Bankalar, bu düşüşü yapılandırma için başvuran vatandaşa düşük faiz olarak yansıtacaklardır. Yapılandırmada faizin yüzde 1.20 – 1.50 arasında olması beklenebilir. Ama tabi bu yine de bankadan bankaya değişir. Ayrıca her başvuran da bundan yararlanamıyor. Özellikle halen asgarisini ödeyen ama miktar yüksek olduğu için zorlanan yani bir diğer deyişle canlı kredilerin yapılandırılması hedefleniyor” değerlendirmesini yaptı. Bankacılar ayrıca ihtiyaç kredilerinde yeniden yapılandırma yaparken kredi ilk alındığında uygulanan faizin de geçerli olabileceğini belirtiyor.

İhtiyaç kredilerinde en uzun vadenin 36 aydan 48 aya çıkmasının vatandaşın ilgisini artırdığına değinen bankacılar, “İlk etapta gözlemlenen vadenin uzamasından müşterinin memnun olduğu. Vade uzayıp aylık taksitlerin düşmesinden dolayı ilgi genelde 48 ay vadeli ihtiyaç kredilerinde yoğunlaştı” yorumunu yaptı.

Tags : , , , , , ,

Dolar neden yükseliyor, daha da yükselir mi?

Dolar neden yükseliyor, daha da yükselir mi?

Amerika Merkez Bankasının (FED) faiz artışı sürecinin yavaş olacağı beklentisi Lira’nın da içinde bulunduğu gelişmekte olan ülke para birimlerini bir süredir olumlu etkiliyordu. Ancak FED Başkanı Janet Yellen’ın son yaptığı konuşmada faiz artışının Eylül ayında olabileceği sinyalini vermesiyle hava değişmeye başladı. Koşullar olumlu olmasına rağmen diğer ülke para birimlerine göre daha az değerlenen TL’nin Ağustos sonundan itibaren değer kaybetme sürecine girmesi bekleniyor.

Peki, TL hangi nedenlerden dolayı yeterince değerlenemiyor ve bundan sonrasında neler olabilir? Bu sorunun cevabını bulmak için TL’yi olumsuz etkileyen ört temel nedeni inceleyelim. Bu dört neden, şu sıralar Dolar TL paritesinin yönünde belirleyici oluyor.

FED Üyeleri “Şahinleşmeye “ Başladı

Geçtiğimiz hafta FED’in açıkladığı toplantı tutanaklarında üyeler faiz artışı konusunda fikir ayrılığı içinde yer alıyordu. Kimi üyeler Eylül ayında faiz artışının uygun olabileceğini ifade ederken, bazı üyeler düşük enflasyonunun risk oluşturmaya devam ettiğini söyledi. FED üyeler arasında ayrışmalara dikkat çekilirken, oy hakkına sahip olan önemli üyelerin yavaş yavaş faiz artışının olabileceğine yönelik ifadeler kullanmaya başladı.

Bu üyelerin başında Dudley, Williams ve Stanley Fischer geliyor. Özellikle dün FED başkan yardımcısı Fisher’in faiz artışı için zemin oluştuğuna yönelik açıklamaları etkili oldu. FED üyeleri yavaş yavaş faiz artışı olabileceğine yönelik piyasaları yönlendirirken gözler Cuma günü FED başkanı Yellen’da olacak. Yellen’nın da diğer üyelere benzer şekilde konuşması halinde doların değer kazanımlarına devam ettiğini görebiliriz. Bu da TL’nin değer kaybetmesinde etkili olabilir.

Kredi Derecelendirme Kuruluşları Ön Plana Çıktı

FED üyelerinin mesajlarının yanı sıra kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamaları ve not değerlendirmeleri etkili oluyor. Moodys’ Türkiye’nin kredi notunda değişiklik yapmasa da inceleme sürecinin devam edeceğine yönelik mesajlar verilmesi piyasalar tarafından fiyatlanmaya neden oluyor. Diğer bir kredi derecelendirme kuruluşu olan Fitch Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir seviyede bıraksa da not görünümünü negatife düşürdü. Not görünümünün negatife düşürülmesinin nedeni olarak artan politik riske dikkat çekildi.

Moodys Türkiye’nin büyüme tahminini aşağı yönlü revize etmesi ve önümüzdeki süreçte risklerin devam edebileceğine yönelik açıklamaları etkili oluyor. Önümüzdeki süreçte kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamaları önemli takip edilecek. Fitch bu yıl içinde başka bir değerlendirme yapmayacak. Moodys 2 Aralık günü, S&P ise 4 Kasım günü not değerlendirmesi gerçekleştirecek.

TCMB’nin Faiz İndirimleri Etkili Oluyor

Kredi derecelendirme kuruşlarıyla birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimlerinin devam edeceği beklentisi etkili oluyor. TCMB, sadeleştirme politikası adı altında koridorun üst bandında faiz indirimlerine devam etmesi bekleniliyor. Ancak, piyasa bu adımların 25 baz puan ile ılımlı olmasını bekliyor. TCMB’nin faiz indirimlerinde hızlı bir adım atacağı beklentisi TL varlıklarını olumsuz etkiliyor. Bu bağlamda TCMB’nin faiz indirimlerinin yanı sıra toplantı metninde vereceği mesajlar takip edilecektir.

Makroekonomik Verilerde Bozulma Fiyatlanıyor

Yurtiçinden açıklanan verilere baktığımızda bir miktar bozulma yaşandığını görüyoruz. Enflasyon oranı gıda fiyatlarının etkisiyle sert bir yükseliş yaşayarak % 8,79 seviyesine yükseldi. Enflasyon oranında yaşanan yükseliş merkez bankasının sınırlı adım atmasına neden olabilir. Aynı zamanda sanayi üretiminde yaşanan yavaşlama ve turizm gelirlerinin azalması sonrası yükselen cari açık piyasalar tarafından fiyatlanan veriler olduğunu görüyoruz. Piyasalar açıklanan temel makro verilerini fiyatlamayı sürdürebilir.

Teknik Fiyatlamalar Yükselişe İşaret Ediyor

Teknik görünüme baktığımızda Dolar TL paritesinin yükselen trendin desteği olan 2,90 civarlarını test etmesi sonrası yükselişlerini hızlandırdı. Bu yüzden bu bölgeden gelen alımların normal olduğunu ifade edebiliriz. Öte yandan kısa vadede oluşan 3,10 seviyesinden başlayan düşen kanalın(Sarı Bölge) direnci olan 2,9510 seviyesi önemini koruyor. Bu seviyenin aşılması halinde yükselişler hız kazanrak 2,9630-2,9710 seviyelerine doğru devam edebilir.

Doların yeniden küresel olarak değer kazandığı bu dönemde 2.9240 – 2.9130 destek seviyeleri ön plana çıkabilir. Bu seviyenin üzerinde yükseliş isteği sürebilir.2,9100 desteğinin kırılması halinde geri çekilmelerde 2,8920 – 2,8740 destek bölgesi takip edilebilir. 2,8740 seviyesi yeniden alım bölgesi olarak takip edilebilir.

Tags : , , , , , , , ,

Çalışanın maaşından her ay 100 lira kesilecek

Çalışanın maaşından her ay 100 lira kesilecek

Çalışanlara 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulanacak zorunlu bireysel emeklilik tepki çekiyor. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in açıkladığı sistem ile 100 milyar lira ek tasarruf sağlanması bekleniyor ama bu sistem asgari ücretliyi düşündürüyor. Bireysel emeklilik için 45 yaş altındaki tüm çalışanlardan 100 lira kesilecek. 13 milyon çalışan sisteme dahil edilecek.

13 milyon çalışandan zorla para toplanacak

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in 45 yaş altındaki çalışanların bireysel emeklilik sistemine otomatik katılımıyla ilgili çalışmaları tepki çekti.

13 milyon çalışanın maaşından her ay 100 lira kesilecek.
Şimşek, bu sistem sayesinde 10 yıllık süre içinde 100 milyar TL’nin üzerinde bir ek tasarrufun ülke ekonomisine kazandırılacağının düşünüldüğünü belitti. Ancak asgari ücretle çalışan insanlardan zorla prim alınarak yapılacak olan tasarrufun vatandaşa faydadan çok zararı olacağına dikkat çekiliyor.

45 yaş altı çalışanlar otomatik olarak kendisini bu sistemin içinde bulacak.
Yani zorunlu olarak 45 yaşın altındaki tüm çalışanlar bireysel emeklilik sistemine dahil olacak. Çalışanların maaşından her ay en az 100 lira kesilecek.

2 ay sistemde kalmaksa zorunlu.

Eylül ayında vergi dilimine girdikten sonra asgari ücretlilerin maaşından ortalama 100 lira eksilecek, bunun üstüne 1 Ocaktan itibaren zorunlu bireysel emeklilikle 100 lira daha azalacak. Böylelikle 1300 liralık asgari ücretten 1100 lira kalacak. 2 aylık sürenin ardından çalışanlar isterlerse sistemden ayrılabilecekler. Sistemden ayrıldıktan sonra 2 ay içinde de paraları ödenecek.

Tags : , , , , ,

Kuyumcular daha fazla taksit bekliyor

Kuyumcular daha fazla taksit bekliyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) kredi kartında taksit miktarını artırma yönündeki çalışması, son yıllarda altın fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle satışları azalan kuyumcuları umutlandırdı.

Altın piyasasında büyük durgunluk yaşandığını ifade eden kuyumcular, birkaç yıl öncesine kadar kredi kartıyla satın alınan altında taksit miktarının 12’ye kadar çıkabildiğini, ancak son dönemde alınan bazı ekonomik tedbirler sonucu bu uygulamanın kaldırıldığını söylüyorlar.

Sektör temsilcilerinin BDDK yetkilileriyle yaptıkları görüşmeler sonucu altın alımında 4 taksit uygulamasına geçildi. Bu uygulama yaklaşık 1 yıldır bu uygulama devam ediyor. Sektörün 4 taksitten oldukça memnun olduğu görülüyor. Ancak daha önce olduğu gibi 12 taksitin geri dönmesini de bekliyorlar. BDDK’nın taksit sayısında iyileştirme yapacağı ve 12 taksit uygulamasına kuyumculuk sektörünü de dahil etmeyi düşündüğü haberleri bu beklentiyi artırıyor.Daha da önemlisi motive edebilir.

Kuyumcular bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyorlar: “Dört gözle ve heyecanla bu kararın çıkmasını bekliyoruz. Altın, zaruri bir ihtiyaç olmadığı için insanların özel günlerinde ya da yatırım amacıyla kullanılıyor. Eskiden vatandaşlarımız yılbaşı, sevgililer günü ya da anneler gününde kredi kartıyla ziynet eşyası hediye alabilmekte ve bütçelerine dokunmadan 12 takside kadar rahatlıkla ödeyebiliyordu. Taksit sayısının azlığı insanları altından soğuttu. En basiti, düğünlerde insanlar altın yerine ev eşyası hediye etmeye ya da para takmayı tercih etmeye başladı. Bu da işlerimizi olumsuz etkiledi. Taksit sayısı 12’ye çıkarılırsa işlerimizin önü açılır.”

Tags : , , , , , , ,

Fitch de Türkiye’nin notunu düşürdü

Fitch de Türkiye'nin notunu düşürdü

Uluslararası kredi derecelendirme şirketi Fitch, Türkiye’nin uzun vadeli yerel para cinsinden IDR notunu BBB’den BBB-’ye düşürdü, not görünümünü ise “durağan”da tuttu. Bir başka kredi derecelendirme kuruluşu S&P de aynı yönde aksiyon alarak Türkiye’nin kredi notunu düşürmüştü.

Fitch’ten yapılan açıklamada, ülkelerin, uzun ve kısa dönem yabancı para birimi cinsinden kredi notları ile yerel para birimi cinsinden kredi notları arasındaki ilişkinin incelendiği, bazı kriterlerde değişiklik yapıldığı belirtildi.

Şirketin metodolojisindeki bu değişiklik sonucu, içinde Tayland, Kolombiya ve Türkiye’nin de yer aldığı 23 ülkenin yerel para birimi cinsinden kredi notları ve not görünümlerinde değişiklik yapıldı.

Bu kapsamda Türkiye’nin de yerel para birimi cinsinden uzun vadeli kredi notu “BBB”den, “BBB-“ye çekilirken, not görünümü ise durağan olarak belirlendi. Fitch’in not basamaklarında “BBB-” kredi notu, yatırım yapılabilir düzey olarak değerlendiriliyor.

Fitch, yaptığı kriter değişikliği nedeniyle değerlendirmeye almadığı Türkiye’nin Uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunda herhangi bir değişikliğe gitmedi.

Türkiye’nin yabancı para birimi cinsinden uzun vadeli kredi notu “BBB-” ile “yatırım yapılabilir” seviyede bulunuyor. Fitch’in Türkiye’nin yabancı para birimi cinsinden uzun vadeli kredi notuna ilişkin değerlendirmesini Ağustos ayı içinde açıklaması bekleniyor.

Tags : , , , , ,

Kart Borcunu Sıfırlama Kredisi Nasıl Alınabilir?

Kart Borcunu Sıfırlama Kredisi Nasıl Alınabilir?

Kredi kartı ve ihtiyaç kredisi taksitlerinin zamanında ödenmemesinden kaynaklanan borçlar içinden çıkılmaz hal aldıysa halk arasında “Borç Kapatma Kredisi”, “Borç Aktarma Kredisi”, “Borç Çevirme Kredisi”, hatta biraz esprili şekilde “Borç Sıfırlama Kredisi” gibi isimlerle bilinen Borç Transferi Kredisi çözümünü dikkate almak gerekebilir. Şimdi bu krediyi almanın mantıklı olup olmadığını inceleyelim.

Hemen hemen her bankanın müşterilerine sunduğu Borç Transferi Kredisi, elbette borçtan tamamen kurtarmıyor ama borçların faiz boyutunu önemli ölçüde hafifleterek daha az maliyetli ve kolay ödenebilir şekil almasını sağlıyor. Sadece bu yönüyle bile avantaj sağladığını göz ardı etmemek gerek…

Şimdi bilmeyenler için borç transferi kredisinin nasıl işlediğine banka ismi vermeden göz atarak başlayalım. Örneğin A Bankasına kredi kartı borcunuz var ve bu borcunuzun aylık faiz oranı diyelim ki yüzde 2. B Bankası bu borcu kendi bankasına aktarmanız karşılığında sizin borcunuzu A Bankasına ödüyor ve bu aşamadan sonra A Bankasının değil, B Bankasının borçlusu oluyorsunuz. Genellikle de daha düşük, örneğin yüzde 1,30’lar civarında bir faiz oranıyla borçlanıyorsunuz. Böylece borcunuzu daha düşük faiz oranları sayesinde ve belki daha uzun vadede ödeme şansını elde etmiş oluyorsunuz.

Peki bankalar böyle bir hizmeti neden sunuyorlar? Örneğin örneğimizdeki B bankası bu düşük faiz oranını kendi müşterilerine sunmazken, başka bir bankadan gelen müşteri için böyle bir imkan tanıyor. Üstelik işin ilginç tarafı A Bankası da aynı yolla diğer bankaların müşterilerini kendi bankasına aktarmaya çalışıyor.

Tabii ki işleyişin sebebi çok açık. Yeni müşteriler kazanmak ve bankanın kredi kartı pazarındaki payını büyütmek. Belirli bir sayıda ve büyüklükte kredi kartı müşterisi ve pazarı olduğu için bankanın kazanacağı her yeni müşteri potansiyel olarak diğer bankanın müşterisini kaybetmesi anlamına gelebiliyor.

Bankaların bu işten avantajı olabilir, yeni yeni müşteriler kazanmış oluyorlar ama borç faizi yükünden bunalmış insanlarımız için de avantajlı olduğunu kabul etmeliyiz. Kredi borcunu başka bankaya aktarmasa daha yüksek faiz ödeme durumundayken başka bir bankaya gidip borç kapatma kredisi kullanınca en azından aşırı faiz yükünden kurtulmuş oluyorlar. Biz burada “şu bankaya gidin, bu bankaya gidin” demiyoruz. İnsanlarımızın borç yükünden nemalanmak için fırsat kollayan tefeci, komisyoncu gibi yerler gideceğinize, yasal kuruluşlar olan bankalara gidin diyoruz.

Tags : , , , , , ,

Nisan ayında konut fiyatları yüzde 1.1 arttı

Nisan ayında konut fiyatları yüzde 1.1 arttı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, “Türkiye Konut Endeksi Nisan ayında bir önceki aya göre %1,11 artışla 208,50 oldu” açıklaması yaptı.

Türkiye konut piyasasındaki fiyat değişimlerini takip etmek amacıyla tabakalanmış ortanca fiyat yöntemiyle hesaplanan Konut Fiyat Endeksi, 2016 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,11 oranında artarak 208,50 seviyesinde gerçekleşti.

Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamaya göre, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,69 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 7,62 oranında arttı. Metrekare başına konut değeri olarak hesaplanan birim fiyatlar 2015 yılı Nisan ayında 1596,09 TL/m2 iken 2016 yılı Nisan ayında 1794,33 TL/m2 olarak gerçekleşti.

Açıklamada şöyle denildi: “Yeni Konutlar Fiyat Endeksi (YKFE): Türkiye genelinde, 48 ilde son iki yılda yapımı gerçekleşen konutların değerleme raporları analiz edilerek hesaplanan YKFE (2010=100) 2016 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 0,76 oranında artarak 200,54 düzeyinde gerçekleşmiştir. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,84 oranında, reel olarak ise yüzde 5,88 oranında artmıştır.

İstanbul, Ankara ve İzmir’de Durum

Üç büyük ilin konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2016 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 1,42, yüzde 0,42 ve yüzde 1,61 oranlarında artış görülmüştür. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre ise İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 18,73, 9,14 ve 17,30 oranlarında artış göstermiştir.

Üç büyük ilin yeni konutlar fiyat endeksleri değerlendirildiğinde, 2016 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 0,92, yüzde 0,79 ve yüzde 0,34 oranlarında artış görülmüştür. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre ise İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 17,94, 9,42 ve 14,75 oranlarında artış göstermiştir.

2016 yılı Nisan ayına ilişkin 26 düzey 2 bazındaki konut fiyat endekslerinin yıllık yüzde değişimleri incelendiğinde, KFE’deki en yüksek yıllık değişimin gerçekleştiği düzeylerin yüzde 20,80 ile TR22 (Balıkesir ve Çanakkale), yüzde 20,29 ile TR21 (Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ) ve yüzde 20,05 ile TR42 (Bolu, Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Düzce) olduğu, en düşük yıllık değişimin gerçekleştiği düzeylerin ise yüzde -0,31 ile TRC1 (Kilis, Adıyaman ve Gaziantep), yüzde 3,54 ile TR82 (Çankırı, Kastamonu ve Sinop), yüzde 3,56 ile TRC2 (Diyarbakır ve Şanlıurfa), yüzde 3,68 ile TRC3 (Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak) ve yüzde 4,69 ile TRB2 (Van, Bitlis, Hakkari ve Muş) olduğu görülmüştür.

Tags : , , , , ,

Dolar bu yılın sonuna kadar 3.18 TL olur mu?

Dolar bu yılın sonuna kadar 3.18 TL olur mu?

Birçok yabancı finans kuruluşunun tahminlerinde doların 2016 yılı sonuna kadar 3.18 TL’ye kadar yükseleceği öngörülüyor. Hatta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın düzenli olarak yayınladığı tahmin raporlarında bile 2016 yılı sonu dolar seviyesi olarak 3.12 TL gösteriliyor.

Peki, İngiltere’nin AB’den çıkış kararı alması gibi çok önemli ve çok büyük bir olay bile TL’nin gücünü kıramadığına ve 2.94 KL seviyesinin üzerine çıkamadığına göre bu nasıl olacak? Yılın ilk yarısının sona ermesine sadece birkaç gün kaldı. İkinci yarıda doların 3.18 TL seviyesine gerçekten yükselmesi mümkün mü?

Bu soruya yanıt ararken öncelikle Amerikan Merkez Bankası FED’in 16 Aralık 2015 toplantısı aldığı kararlara bakmak gerekiyor. O gece ne olmuştu? 2008 yılında başlayan finansal kriz sonrası ABD’deki faiz oranlarını yedi yıl boyunca sıfır seviyesinde tutan FED, faiz oranlarını uzun süre sonra ilk defa 0.25’e yükseltmişti. O kararın ardından Türkiye’de yeni bir tartışma başladığını hatırlayalım.

Neydi o tartışma?

Türkiye’deki finans uzmanlarının bir kısmı, ABD’deki faiz artışının Türkiye’yi olumsuz etkilemeyeceğini, ekonominin temellerinin sağlam olduğunu, bu nedenle para girişlerinin devam edeceğinden dem vurarak 2016 yılında doların 2.70 seviyesine kadar gerileyeceğini öne sürdüler. Bu çevreler aynı zamanda Türkiye Merkez Bankası’nın 24 Aralık Perşembe günkü toplantısında Türkiye’deki faiz oranlarını yükseltmesini, böylece yabancı girişlerinin hızlanmasını beklediler.

Türkiye Merkez Bankası ne yaptı? Faiz oranlarını yükseltmediği gibi 0.25 puan indirdi. Sonraki aylarda da dört ay boyunca üst üste 0.50 puanlık indirimler serisine devam etti. Türkiye’de faiz artışı olacağını, böylece sıcak para girişinin hızlanacağını düşünenler yanıldı. Dolar bir daha da 2.70 seviyelerine düşmedi.

Türkiye ekonomisinin söylendiği kadar sağlam olmadığını, kırılgan bir yapısının olduğunu söyleyenlerin sesi pek duyulamadı ama haklı çıkan onlar oldu. Uçak krizi kısa sürede çözülmez, yaz aylarında turizmi de olumsuz etkiler dediler ve haklı çıktılar.

2016 Haziran itibariyle şu anda iki grubun sesi duyuluyor. Birinci grup yine umutlu… Rusya ve İsrail ile olan gerginliğin giderilmesiyle birlikte sıcak para girişinin hızlanmasına umut bağlıyorlar. Brexit nedeniyle Avrupa’da yaşanan kriz nedeniyle ABD’nin de faiz artırmayacağını, dünyadaki bütün sıcak paraların Türkiye’ye akacağını düşünüyorlar.

Rusya ve İsrail ekonomiyi kurtarır mı?

Buna karşılık, bunun böyle olmayacağını, Rusya ve İsrail ile ilişkiler düzelse bile ekonomiye faydası olmayacağını düşünenlerin sesi yine çok fazla çıkamıyor. Onlar dünyada doların güçlenme eğiliminde olduğunu, euronun daha da zayıflayacağını, Türkiye’deki sonucunun da doların güçlenerek tekrar 3 TL’ye geçmesi yönünde olacağını savunuyorlar ama sesleri pek duyulamıyor.

Türkiye ekonomisinde asıl kıyamet bundan sonra kopacağa benziyor. Doların yurt dışındaki güçlenmesinin buradaki yansımalarına engel olunamazsa doların yeniden 3 TL seviyesini geçmesi ve orada kalıcı olması mümkün görünüyor. 3 TL üzerinde kalıcı olduktan sonra bir daha 2.90’lı seviyeler de hayal olacak. Doların yükselişinin 3.18 TL seviyesine kadar sürmesi ve orayı da geçmesi mümkün görünüyor.

Sonuçta, 16 Aralık 2015 gecesi ortada iki farklı görüş olduğu gibi, bugün de iki farklı görüş devam ediyor. Türkiye’ye eskiden olduğu gibi sıcak para girişinin hızlanacağını umutla beklemeye devam edenler bir yanda duruyor. Diğer yanda ise o eski günlerin geride kaldığını ve yıl sonuna kadar doların 3.18 TL’yi kolayca geçeceğini öngörenler var. Bu ikilem arasında karar sizin elbette… TL’nin gücüne inanıyorsanız TL’de kalırsınız, doların gücüne inanırsanız dolarda kalmaya devam edersiniz.

Tags : , , , , , ,

Faiz ile Kar Payı Arasında Fark Var mı?

Faiz ile Kar Payı Arasında Ne Fark Var?

Bankalar ile finansal bir ilişki içerisine giren herkes, kar payı ve faiz gibi terimleri sık sık duymaya başlıyor. Klasik bankaların uyguladığı faiz oranıyla katılım bankalarının uyguladığı kar payı oranının hemen hemen aynı olması kafaları karıştırıyor ve akıllara “Acaba faiz deyimini kullanmamak için mi kar payı diyorlar?” sorusunu getiriyor. Bankalarla bundan sonra yapacağınız finansal işlemlerde faydası olur diye düşünerek faiz ile kar payı kavramlarını biraz açmak istiyoruz.

Kar payı ile faiz aslında birbirine yakın kavramlar olmasına rağmen ikisi arasında bazı farklar da vardır. Faiz kavramı, yatırıma konulmuş paraya belirli bir vade sonrasında yüzdelik oranlarla ifade edilen bir kar verilmesi işlemidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yatırımcının vade sonrasında yüzde kaç oranında kar edeceğini yatırım yapmadan önce öğrenmiş olması… Katılım bankalarında uygulanan kar payında ise ne kadar kar veya zarar edileceği önceden tam olarak bilinemez.

Katılım bankalarında kar ve zararlar ortak mantık temelleri üzerine oturtulur. Bankaların yatırımcılardan aldığı parayı bir havuzda toplayarak farklı sektörlerdeki iş kollarında değerlendirir ve ortaya belli bir kar çıkar. Bunun belli bir kısmı da yatırımcıya kar payı olarak verilir.

Kar payı sisteminde kar edebileceğiniz gibi zarar da etmeniz mümkündür. Dolayısıyla tam olarak ne kadar kazanacağınızı asla bilemezsiniz. Faiz sisteminde ise alacağınız faiz miktarı yatırımınızı yapmadan önce size net bir şekilde bildirilir. Yatırım yapacağınız mevcut paranız ile doğru orantılı olarak kazanabileceğiniz miktar her zaman bellidir.

Ancak şunu belirtmemiz gerekir. Katılım bankası tarafından yönlendirilen paranız zarar etse bile, bankanın bu zararı genellikle size yansıtmadığı ve faiz bankalarıyla hemen hemen aynı oranda kar payı verme eğiliminde olduğu gözleniyor. Dolayısıyla faiz ile kar payı arasında oran olarak pek bir fark kalmıyor.

Tags : , , , , , ,

Konut kredisi faizlerinde düşüş bekleniyor

Konut kredisi faizlerinde düşüş bekleniyor

Merkez Bankası’nın dört ay üst üste yaptığı faiz indirimlerinin sonucu olarak, bankacılar önümüzdeki 2-3 ay içerisinde konut kredisi faizlerinin yüzde 1’in altına ineceğini öngörüyor.

Başta inşaat olmak üzere reel sektör temsilcileri Merkez Bankası’nın olası faiz indiriminin ticari kredilere nasıl yansıyacağını kestirmeye çalışıyor. Tüketiciler de indirimin özellikle konut kredilerinde ne kadarlık bir düşüş sağlayacağını merakla bekliyor.

Çünkü konut kredisi faizleri bir süredir ortalama yüzde 1.20-1.25 gibi son yıllara göre yüksek bir oranda seyrediyor. Hal böyle olunca, vatandaş konut alımını ötelerken inşaat sektörü temsilcileri de satışların düşmesinden şikayet ediyor. Gayrimenkul sektörü temsilcileri konut kredilerinde yüzde 1 faizin psikolojik sınır olduğunu ve faizlerin bu oranın altına düştüğü dönemlerde konut satışlarının arttığını söylüyor.

Yüzde 1’in altına iner mi?

Aslında konut kredisi faizlerinin düşmesi tek başına Merkez Bankası’nın faiz indirimine bağlı bir durum değil. Ancak, şu anda en düşük oran veren bankada yüzde 1.13 olan konut kredisi faizlerinin yaz aylarında yüzde 1’in altını görmesi artık çok daha olası bir durum. Bankacılar konut kredisi faizlerinde düşüş için sadece Merkez Bankası’nın faiz indiriminin yetmeyeceğini, kredi mevduat oranı yüzde 120’lerde olduğu için Türkiye’ye sıcak para girişinin sürmesi gerektiğini belirtiyor.

Hem manşet hem de çekirdek enflasyondaki düşüşün iki ay daha sürmesini bekleyen bankacılar, global koşulların da gelişmekte olan piyasalar lehine seyrettiğine dikkat çekiyor. Bankacılar, önümüzdeki 2-3 ay içinde konut kredisinde yüzde 1’in altının görüleceğini ancak oranın bu seviyelerde kalıcı olup olmadığını global koşulların belirleyeceğini belirtiyor.

Tags : , , , , ,