Araba Almamak İçin Nedenler

Araba Almamak İçin Nedenler

NEDEN BİR ARABAM YOK

Araba ve asfalt sevdası Türk halkını esir almış durumda. Son 20 – 30 yılda tüm ailelere yayılabilen araba sahibi olabilme isteği henüz doyum noktasına ulaşmadı. Batı’da ise 50’li yıllarda yaşanan bu çılgınlık bugün yerini alternatif arayışlarına bıraktı. Toplu ulaşımın yanı sıra kazasız bilgisayar kullanımlı arabalar üzerinde çalışılıyor.

Ülkemizdeki kaza sayıları korkunç düzeylerde. Tuik verilerine göre ülkemiz karayolu ağında 2015 yılında toplam 1 milyon 313 bin 359 adet trafik kazası meydana geldi.Trafik kazaları sonucunda 7 bin 530 kişi öldü, 304 bin 421 kişi yaralandı.

Rakamlar değerlendirilirken düşünülmesi gereken başka bir durum var. Bir araç sürücüsü tüm ömrü boyunca ortalama 30 yıl boyunca araç kullanacak. Bu durumda karşımıza çıkan ölü ve yaralı sayısını en az 30 ile çarpmamız gerek. Çünkü bu yıl olmasa da yaşamanız boyunca trafik kazası geçirme ihtimaliniz her yıl devam edecek.

Bu durumda bugün ülkemizde yaşayan 10 milyon insan 30 yıl sonra bir trafik kazasında mutlaka yaralanmış olacak. Bu da nüfusun 8’de biri demek. Böyle korkunç bir istatistik hiçbir savaşta yaşanmıyor.

Araba Almamak İçin Nedenler

Araba işi 100 yıldan fazla geçmişi olan bir şey. Türkler arabayla yoğun olarak son 20 – 30 yılda tanışmış olsa da Dünya insanları için bu çok eski bir şey. Arabaların modelleri değişse de hala 100 sene önceki ilkel anlayışla çalışıyorlar. Dünyayı egzosa boğan bir yakıt sistemi, yanınızda taşıdığınız yakıt tankı ve her an havaya uçma tehlikesi. Güvensiz ve kaza anında işe yaramayan bir fren sistemi. 100 yıllık ilkel bir tasarım ve teknoloji. Sonuç: 30 yılda 10 milyon yaralı gazi. Hangi savaşta bu kadar yaralı veriliyor?

İşte bu nedenlerle bir araba almayı ve onun sevdalısı olmayı düşünmüyorum. Yolda yaya olarak trafik kazası geçirebilirim. Ama en azından araç sürücüsü olarak kaçınılmaz şekilde karışacağım bir kazaya uğramamak benim elimde. İstatistikler gösteriyor ki her araç sürücüsü için bu yıl olmazsa gelecek yıl, daha olmadı öteki yıl bir kazaya karışmak mutlaka yaşanacak bir durum. Neden 21. yüzyılda 20. yüzyılın ilk yıllarında ortaya çıkmış bu kadar ilkel bir teknolojiye güveneyim?

1910 model bir araç. Çalışma sistemi temelde bugünkü ile tamamen aynı. Sadece tasarımı farklı.

Tags : ,

Harun Kolçak Anısına Bir Yazı: Harun Kolçak Dansı

Harun Kolçak Anısına Bir Yazı: Harun Kolçak Dansı

Yerinden hiç kımıldamadan oynayan, göbekli ve terleyen bu adama fazla haksızlık ettik.

Yıl 1991. Tarkanların çıktığı, özgürlüğün son noktasına vurduğu, seksin ön planda olduğu dönemlerde bir de Harun Kolçak vardı. Yaşı 36 olan bu adam son enerjisiyle Tarkanlarla rekabet edebilmek için nefes nefese kalarak yerinden kımıldamadan dans etmeye çalıştı.

Adama haksızlık etmeyelim. Çoktan şişmanlamış ve 80 darbesinde 25 yaşında olan biriydi o. Gençliğini 70’li yıllarda yaşamış, sağ sol kavgaları arasında çay içmişti.

Seks yaşını çoktan geçmiş bu ihtiyar delikanlı ‘Gir Kanıma’ diyerek elbet seks simgesi Tarkanlar gibi olamayacaktı. Hatta ayıp olmasın diye şarkısına ‘bekarlık sultanlık derdin’ cümlesini bile eklemişti ki zaten evli barklı adam olacak yaştaydı. Kuzu kuzu deyip zilleri takıp oynayacak yaşta değil.

Tüm bu imkansızlıklar, yaşlılık, göbek ve terleme ışığı altında ve 36 yaşında muhtemelen başlamış olan kalpte yağlanma ve damar daralması da hesaba katarsak ‘Gir Kanıma’ takdir edilecek bir şarkıydı.

Böyle bir değeri takdir edemedik ve kendisini Tarkanlarla kıyasladık. Ayıp ettik Harun usta diyeceğim ancak sana Harun Kolçak.

HARUN KOLÇAK VE HEPSİBURADA

Ayağını hiç kıpırdatmadan dans edebilen adam, Harun Kolçak abimiz hiç kımıldamadan alışverişin tadını çıkarıyor.

Donardım soğukta parfüm alıcam diye
Ütü, TV, tablet nerede?
Saçlarım dağılır, poşetler yerlerde
Daha gitmem alışverişe
Vazgeçtim gezemem dükkan dükkan artık ben
Çarşı pazar kaldı mazide
Gir kanıma
Hadi bir tıkla gelsin ayağına
Hepsiburada
Gidemem bu devirde çarşıya
90’ları bırak artık
Çarşı pazar gezme yazık
Vazgeç artık yorulmaktan yeter
Ne kadar çok aradın
Bak artık tek tıkladın
Unuttun yorgun geçen o günleri
Gir kanıma
Hadi bir tıkla gelsin ayağına
Hepsiburada
Gidemem bu devirde çarşıya

Tags : ,

Nostalji: Fenerbahçenin Çubuklu Galatasarayın Parçalı Forması

Nostalji: Fenerbahçenin Çubuklu Galatasarayın Parçalı Forması

Galatasaray’ın iki parçalı, Fenerbahçe’nin çubuklu formaları olan yıllar.

O zamanlar ‘şeref sayısı’ diye bir adet vardı. Diyelim rakip takım çok zayıf çıktı. Onu 8 – 0 yenemezdiniz. Ayıp olurdu. En fazla 3, hadi bilemediniz 4 gol atabilirdiniz. Sonra rakip kaleye gidemezdiniz bile, ayıp olurdu.

Aşırıya kaçıp 4 gol atarsanız ‘şeref sayısı’ devreye girerdi. Karşı tarafın da mutlaka bir gol atması sağlanırdı. Maç 4 – 1 biterdi.

Maç bir gösteri değil, hayatın kendisi gibiydi. Çok gol atmak zayıfı ezmek olurdu. Türk çocuğuna da zayıfı ezmek yakışmazdı.

Daha öncesi var. Turgay Şeren anlatıyordu. Onun gençliğinde gol attıkları zaman sevinmezlermiş. Karşıdaki üzülürken sevinmek Türk çocuğuna yakışmaz çünkü.

Biz böyle Türk çocuklarıydık. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ derken böyle şeylerle övünürdük.

Nostalji: Fenerbahçenin Çubuklu Galatasarayın Parçalı Forması

Tags : , ,

Leonardit Kullanımı – Tarımda Doğal Yeni Yöntemler

Leonardit Kullanımı - Tarımda Doğal Yeni Yöntemler

LEONARDİT – PATLADI GİTTİ

Yeni trend, doğal tarımda leonardit kullanmak. Ben de bir entel olarak bu modaya uymazsam olmazdı.

Organik üretim, ancak sonuç ezik büzük, çarpuk çurpuk bir sürü bitki olunca arayış başlamış. Organik üretim bu olmamalı demiş atalarımız.

Yani Amerikalı atalarımız böyle demiş. Amerikalı bilim adamı Leonard maden bölgesinde yaşamaktaymış. Madende henüz kömür olmayan, bitkisel görünen kısımları işe yaramaz diye atmaktaymışlar.

Leonard abimiz ‘ulan’ demiş, ‘bu bitki artıkları kömür olmadan da kullanılmaz mı?’. Leonard ondan sonra bunları tarlaya atıyor. Bir bakıyor bitkiler patlama yapmakta.

Abimiz madenden pislik kalksın diye bedava verdikleri kömür olmamış maddeleri önce çuval çuval, sonra kamyon kamyon götürmeye başlıyor. Ufak yollu bu işin ticaretine başlayınca madenciler uyanıyor.

Leonard’ın bulduğu henüz kömürleşmemiş maddenin ismi Leonard’s Linyit, Leonardlinyit, Leonardinyit derken, Leonardit oluyor. Ondan sonra patladı gitti.

Sonra Leonardit birdenbire kömürden daha değerli ayrı bir maden olarak aranmaya başlıyor. Meğerse bir sürü madenleri işe yaramaz diye kapatmışlar, ful leonardit.

Böylece leonardit tarım alanına giriyor.

Ama leonardit bir gübre değil. Normal gübrenin bitki tarafından alımını kolaylaştırıyor. Ayrıca organik madde içeriyor.

Son yıllarda Türkiye’de moda oldu. Toprakta organik madde kalmayınca, devamlı kimyasal, kimyasal bir noktaya kadar. Şimdi herkes leonardit peşine düşmüş. Bir de solucan furyası var. Onu da sonra anlatayım.

Bu günlerde izlediğim kanallar: Köy TV, Çiftçi TV.

Üretimden çoktan vazgeçmiş, tarımı çoktan öldürmüş, Türk milletinin son hayatını anlatmak açısından anlamlı.

Tags : , , , , , ,

Katalan Referandumu Üzerine Yorum – Katalonya Bağımsız Olur mu?

Katalan Referandumu Üzerine Yorum - Katalonya Bağımsız Olur mu?

SOLCULUĞUN SALAKÇASI

Solcu BirGün gazetesine bakılırsa Katalonya İspanya’da sendika direnişlerinin en çok olduğu bölgeymiş ve İspanyol diktatör Franco’ya karşı direndikleri için çok solcu imişler. Bu nedenle solcular Katalonya’nın bağımsızlığını desteklemeliymiş.

İşin gerçeğini ise BloombergHT kanalında öğrendim. Katalonya denilen yer İspanya’nın sanayi bölgesiymiş ve gelir düzeyi İspanya’nın çok üzerindeymiş. Katalanlar İspanyol ekonomisini daha fazla taşımak istemiyorlarmış. İspanya’dan daha zengin oldukları için ayrılmak istiyorlarmış.

Neden bu Katalonya’ya taktın derseniz, solun bir süredir milliyetçi – faşist hareketlere (Barzani’nin devleti gibi) özgürlük ve eşitlik gibi kavramları giydirerek savunmaya çıktığını görüyorum.

Katalonya ya da Irak Kürdistan Yönetimi sol, sosyal adaletçi, özgürlükçü vs. temeller üzerinde kurulan devletler değil. Bunlar kendi milliyetçilerinin – ırkçılıklarının peşinde koşuyor. Dünyada artık adalet, özgürlük, insan hakları, paylaşım adına hiçbir şey kalmamışken solcuların enerjilerini bir de böyle tek dertleri milliyetçilik olan oluşumlara harcaması olmayan gücümü daha da bitiriyor.

Onun için Katalonya’yı ve onun İspanyol fakirlerden kurtulmaya çalışan, kendini zengin hisseden ama küresel sermaye karşısında bir hiç olan sözde akıllı halkını kafaya takmış durumdayım.

Aynı şey kurulmaya çalışılan Irak Kürt devleti için de geçerli. Tarih boyunca hep yabancı güçlerden medet uman, devlet ve petrol zenginliği hayali kuran Iraklı Kürtlerin de sonlarının yine hüsran olacağı çok açık gözüküyor.

Direnişte kullandıkları imajları bile Amerika’dan esinlenen, ama bizim solculara göre solcu olan Katalan halkının 2. Dünya Savaşı’ndaki Amerikan bayrağı dikilişini taklit eden sahneleri.

Tags :

Darıca Maratonu Komik Yorum – Mizahi Spor Yazıları

Darıca Maratonu Komik Yorum – Mizahi Spor Yazıları

En sevdikleri ses olan korna sesiyle fırladılar gittiler. Kendilerini araba zannediyorlar herhalde. Uluslararası Darıca Yarı Maratonu başladı.

Ancak Başkan ve protokola saygısızlık yapıldı. Vatandaş profesyonel koşucularla birlikte fırladı gitti. Başkan ve protokol sonradan çıkış yaptılar.

Başkan çıkana kadar zenciler bir koşu Darıca’yı dolanıp finişe gelmek üzereler. İlk grup ful zenci. Beyazlar arkada kaldı.

Şu anda Maraton tamamlandı tamamlanacak. Zaten yarı maraton. Zenciler için sabah koşusu niteliğinde.

Başkan ve protokol eşofmanla koşuyor. Baldırı çıplak koşmak onlara yakışmaz. Başkan ve protokolle beraber ilkokul öğrencileri koşuyor. Aslında öğrenciler şu anda yürüyorlar. Başkana ayıp olmaması için yürümeye geçtiler. Yoksa ara çok açılacak.

Darısı Başınıza Magazin şu anda Darıca’dan bildiriyor.

Fotoğrafta: Önceki Maratonun finişi. Yarışı Başkan kazanıyor herhalde.

Tags : , ,

Dünyada Açlık Nasıl Biter?

Dünyada Açlık Nasıl Biter?

Dünya servetinin yarısı 5 – 10 kişinin elindeyken… bizler bu serveti ele geçirmeye odaklansaydık… Bize ne yaparlardı acaba? Tüm dünya devletleri birleşip kafamıza atom bombası atarlardı.

Liderler ve devletler arasında hiçbir sorun kalmazdı. Hepsi bu 5 – 10 kişiyi korumanın derdine düşerdi.

Bu servet dünya halklarına dağıtılmış olsaydı açlık biterdi… açlık değil yoksulluk biterdi.

5 – 10 kişinin elindeki servet dünyadaki 4 milyar insanın kazancına eşit durumda.

Tags : , , ,

Aleyna Tilki Komik Mizahi Yorum: Sen Olsan Bari

Aleyna Tilki Komik Mizahi Yorum: Sen Olsan Bari

Her Türk babanın kaderidir. Ailede olan her şeyi kabullenmek. Genellikle ona son dakikada ‘Olan olmuş zaten’ denilerek söylenir.

Ya kız evlenecektir, ya oğlan bir halt karıştırmıştır. Ama ‘Olan olmuştur’ zaten.

Sanrım bu şarkıda da bu durumu anlatıyor genç kızımız. ‘Olan olmuş zaten’ diyerek. Bir şeyler olmuş zaten, sıra işi tamamına erdirmeye kalmış herhalde. Gençlerin dilinden pek anlamıyorum ama bana öyle gibi geldi. Bir de siz dinleyin.

Kürt baba bu durumda kızı vurur. Küçük erkek kardeş hapse girer. Laz baba damadı pusuya düşürme hayalleri kurar, bir şey yapamaz.

Ama Türk babanın tek bir çaresi vardır. Olanı biteni kabullenmek. Aleyna Tilki’nin de dediği gibi: Olan olmuş zaten.

Aleyna Tilki Komik Mizahi Yorum: Sen Olsan Bari

Aleyna Tilki Komik Mizahi Yorum: Sen Olsan Bari

Aleyna Tilki Komik Mizahi Yorum: Sen Olsan Bari

Aleyna Tilki Komik Mizahi Yorum: Sen Olsan Bari

Tags : , , ,

İyi Parti Slogan Önerileri

İyi Parti Slogan Önerileri

İyi Parti hayatımıza girdi. İlginç ismi insanların aklında İyi Partiye uygun sloganlar getirmeye başladı. Arkadaşlarımızdan gelen ilk sloganlar belli oluyor:

İyiliğe EVET – İYİ PARTİ

İyi Bir Gelecek İçin – İYİ PARTİ

İyiler Her Zaman Kazanır: İYİ PARTİ

İYİ PARTİ: Türkiye’ye İYİ GELECEK

İyi Parti 2019 seçimlerinde nasıl bir sonuç alacak bilmiyoruz. Ama kampanya döneminde renkli ve heyecanlı günler yaşatacağı kesin. Oldukça profesyonel gözüken isim seçimi ve ilk tanıtım çalışmalarıyla parti kurulu kurulmaz vatandaşın aklında yer etmeye başladı.

Tags :

Mabel Matiz Ya Bu İşler Ne Şarkı Sözlerinin Anlamı

Yeni bir Orhan Veli doğmuş: Mabel Matiz. Bilinçaltı çağrışımlarla kelimeler üzerinden anlatacağını anlatıyor, cümlelerin anlamlarıyla değil.

Geçen kelimelere bir bakalım:

‘Gel beni kor düşümden
Kurtarabilirsen kurtar
Yağmurumu çölümden
Ayırabilir mi bu kantar?’

Kelimeler beynimize işleniyor: Kor, çöl.

‘Çaldığın sazlar seni duysa
Saz utanır, vazgeçer
“unut oğlum, acır” dedin oysa
Unutulmaktı ecel’

Devamında kor ve çöl’le bağlantılı olarak ‘acır’. Bilinçaltınızda keilmeler birleşiyor.

Ama bir de kor ve çölün zıttı var: Yağmur.

Bir araya pek gelmeyen Yağmur ve Kor ve Çöl sanatçının ruhunda biraraya gelmiş. Üstelik ayrılmaz bir şekilde.

Mabel Matiz Ya Bu İşler Ne Şarkı Sözlerinin Anlamı

Bir de düş kelimesi var. Gerçekliğin karşıtı. Ama sonra kantar kelimesi geliyor. Gerçekliğin en açık şekli. Ölçülebilir, tartılabilir olan. Kantar kaskatı bir gerçeklikse düş kelimesine taban tabana zıt.

Şimdi bilinçaltımız çalışıyor. Bir düş içinde, hiç de gerçekçi olmayan bir aşk yaşayan sanatçımıza ‘kantar’ ile diyorlar ki: Unut. Unut ki artık gerçekliğe dön, düşten sıyrıl. Unutmazsan eğer ‘acır’. Yani kor ve çöl yaşamaya devam eder.

Ama bir de ‘yağmur’ var. Aslında sanatçımız unutmayarak hiç de gerçekçi olmasa da kor ve çöl içinde yağmuru da yaşıyor. Oysa ‘unut’ diyenler onun sadece acı çektiğini sanıyorlar.

Devam edelim:

‘Beni boş ver de
Ya bu işler ne
Yıkılır dünya
Başımız yerde
Kırgınım can özümden
Yare buysa yol biter mi?
İki yâr bir uçurumda
Kavuşmaya kol yeter mi?
Tuttuğun senin olsun a canım
Aşk bırakmaktan geçer
“unut oğlum, acır” dedin oysa
Unutulmaktı ecel’

‘Unutulmaktı ecel’ diyen sanatçı, asıl gerçekliğe dönüldüğünde hayatının sona ereceğini söylüyor. Aynı zamanda ‘unutma’nın değil, unutulmanın bir son olduğunu söylemiş oluyor.

Bilinçaltı dedik ya ‘Ecel’in yardımcı kelimesi nerde? peki Dikkat ederseniz ‘Yol biter mi’ geçiyor. ‘Ecel’ ve ‘Yolun Bitmesi’. Bilinçaltı birleşiyor. Bir de ‘Yıkılır Dünya’ dediği zaman, neden olduğunu bilmediğimiz şekilde etkileniyoruz. ‘Yıkılan Dünya’, ‘Ecel’ ve ‘Yolun Bitişi’.

Mabel Matiz Ya Bu İşler Ne Şarkı Sözlerinin Anlamı

Ama sanatçımız aşkını unutmadığı için ‘yol bitmiyor’. Yaresinden vazgeçmiyor ve onun için ‘ecel’ gelmiyor.

O çoktan bırakmış, kantar hesabıyla ‘tuttuklarını’ açk zanneden gerçekçilere sesleniyor sanatçımız:
‘Tuttuğun senin olsun a canım
Aşk bırakmaktan geçer’
Ya ‘iki yar’ söz oyununa ne demeli. Hem iki tepe, hem de iki sevgili anlamına geliyor. Ama bir de ‘başımız yerde’ var. Oysa tepelerin (yarların) başları yerde değil, yüksekte olur.

‘Kavuşmaya kol yeter mi’ diyor sanatçı. Kol bir ‘tutma’ aracı. ‘Tuttuklarını aşk sananlar’ kavuşmaya kol mesafesinde olmanın yeterli olduğunu düşünüyorlar. Oysa iki yar (tepe) ve iki yar (sevgili) arasındaki mesafe bazen onların düşündüklerinden çok daha fazla olabiliyor.

Büyüksün Mabel Matiz. Orhan Veli kadar büyüksün.

Tags : , , , , ,